Üyelik Sistemi başladı ! Hemen üye olmak için tıklayın   //   Süper Amatör Kümeye çıkma başarısı gösteren futbol takımımızı ve teknik ekibimizi tebrik ederiz.. Subaşıspor Yönetim Kurulu   //   
Tarihimiz

Subaşıspor'un tarihçesini yazarken, genel olarak kulübün kuruluşuna ve bugünlere gelişine en iyi tanıklık eden az sayıdaki isimlerden birisi olan Veli Metin ağabeyimiz ile yaptığımız söyleşiden faydalandık. Tabiki bu yazdıklarımız, 45 yaşındaki koca bir kulübün tarihi. Biz bunu tam anlamıyla yazacağımızı iddia edemeyiz. Hiç şüphesiz, bu yazıyı okuyan  bu kulübün çatısı altında yeralmış başka isimler bize ulaşır ve yazı hakkında görüşlerini, eklenmesini istedikleri şeyleri bize bildirirseler, bu yazı daha da zenginleşecektir
 

KURULUŞ 

Subaşıspor' un ilk kuruluş yıllarına doğru gittiğimizde  karşımıza  ilk Hilmi Uşar ismi çıkar.  Hilmi Uşar, 1962 yılında Subaşı Köyü'nde görev yapmaya başlayan bir ilkokul öğretmenidir...

O yıllarda köyde yapılan tek spor faaliyeti, şu an Tarım Kredi Kooperatifi'nin bulunduğu yerin arka tarafındaki boş arsada gençlerin yaptığı voleybol maçları. Muhtar Kâtip Hüseyin, kooperatife bir kütüphane kurar ve burada özellikle kahvehaneye giremeyen gençlerin kitap okumaya yönelmelerini sağlamaya çalışır. Köydeki bu genç nüfus potansiyelini gören Hilmi Uşar, bir kulüp çatısı altında gençleri toparlama fikrini ilk defa ortaya atar ve çoğunlukla öğretmenlerden oluşan ilk yönetim kurulunu 1963 yılında toplar. Hilmi Uşar' ın önderliğindeki ilk yönetim kurulu, (Hilmi UŞAR, Mahmut GÜRSU , Ömrübek EKE, Nuri TOPAL, Eşref KIRAY, Nevzat UÇAR, Hikmet YAKA, Ramazan TÜREDİ, Mustafa TÜREDİ, Mustafa KENAR , Recep ULUTAŞ, Mahmut ŞEN, Mehmet METİN , Niyazi ÖZTOP, Aziz BİRGİN. ) Kulübün kuruluş amacını şu şekilde belirler: Köydeki gençlerin kahvehane ve zararlı alışkanlıklardan uzaklaştırılarak, spor yapmalarını ve bir kulüp çatısı altında eğitim almalarını sağlamak. Bu amaç altında, Subaşı Spor Kulübü 2 Aralık 1963 tarihinde "SUBAŞI GENÇLİK KULÜBÜ" adı altında resmen kurulur.  

Kulübün ilk başkanı, ilk antrenörü ve ilk takım kaptanı Hilmi Uşar; özellikle daha önce yaşadığı İstanbul / Bakırköy'de yakından ilgilendiği futbol takımı gibi bir futbol takımı yaratmak için kolları sıvar. Bakırköy'deki bir semt takımının renklerinden esinlenerek, halen resmi renkler olan Eflatun ile Kırmızı (Daha sonra buna beyaz da eklenecektir), kulübün renkleri olarak kabul edilir. Kulübün ilk forması ise; kulüp yöneticilerinden öğretmen Ömrübek Eke' nin kızı tarafından dikilen, 15 adet şort ve meşhur boyalı atletlerdir. Kulübün ilk idman sahası, şu an Subaşı Spor Kulübü Lokali'nin bulunduğu boş arazi olarak belirlenir. Gençler burada, antrenör Hilmi Uşar yönetiminde genellikle akşamları ay ışığında, neden yaptıklarını bile bilmeden koşmaya başlarlar. Bakırköy'den getirilen (daha çok bir balona benzeyen) bağcıklı top ise, kulübün ilk futbol topu olur. Gençler böylece yavaş yavaş bir araya getirilir ve futbolun nasıl oynandığı yavaş yavaş kendilerine öğretilir. Böylelikle bölgede yer alan köylerin içinde, ilk defa spor yapma amacıyla bir ekip kurulmuş olur.  

Çalışmalarını büyük bir istek ve aşkla sürdüren Subaşı'lı gençler, mevcut yönetimin girişimleriyle ilk defa başka bir rakiple maç yapmak üzere bir araya gelirler.  İlk rakibin adı Taşköprü ve maçın oynanacağı yer, şu an ki Taşköprü Askeri Havaalanı'nın bulunduğu geniş düzlüktür. Elimizde bulunan en eski fotoğraf, işte bu maçtan önce elinde fotoğraf makinesi olan tek kişi, Ahmet Metin tarafından çekilir.


Maçı Subaşı; 3-0 kazanır. Bu maç aynı zamanda ilk zafer olarak tarihteki yerini almıştır.  

 O yıllarda çevrede kurulmuş futbol takımlarına bakıldığında, Yalova'da sadece 3 takım olduğu görülüyor: Coşkunspor, Esnafspor ve Gazi Osman Paşa. Altınova Spor Kulübü' de 1965'te kurulur. İmkânsızlıklar nedeniyle Yalova gibi yerlere gitmek zor olduğundan Subaşıspor, maç yapmak için takım bulma sıkıntısına düşer. Bu yıllarda birkaç kez Karamürsel'de Barbaros spor'la, bir kaç kez de İstanbul'dan gelen bazı takımlarla maç yapılmıştır.  

Subaşı Gençlik Kulübü, ilk ciddi maçını ise Eğitim Merkezi ile yapar. Amerikan üssü olarak kurulan Eğitim merkezi, zamanın şüphesiz en güçlü kadrolarından birine sahiptir. Öyle ki Galatasaray Fenerbahçe bile hazırlık maçları yapmak üzere bir kaç defa buraya gelmişlerdir. Sahip olduğu tesisler de zamanın imkânlarının çok üzerindedir. Kadrolarında genç milli takıma seçilmiş 2 futbolcu ve çok yetenekli bir de Alman sol açıkları vardır. Eğitim Merkezi, 1966 yılının Şubat ayında Subaşı Köyü'ne haber göndererek, burada bir spor kulübünün kurulduğunu öğrendiklerini, köyün gençlerinin futbol konusunda çok hevesli ve yetenekli olduklarını duyduklarını ve kendileriyle maç yapmak istediklerini bildirirler. Ve hatta arabayı da kendilerinin tahsis edeceklerini ekleyip, maç gününü belirlerler..  Bu haber, küçük bir köy için çok büyük bir gurur kaynağıdır. 

Maç saati geldiğinde, Subaşı' lı gençler meşhur boyalı atletleri ve şortlarıyla maç için hazırdır. Rakip, futbolu yeni yeni öğrenen bir köy takımı için çok ama çok güçlüdür... Maç başlar ve gerçekten de Eğitim Merkezi maç boyunca üstün oynar. Ama beklendiği gibi asla Subaşı'na karşı ezici bir üstünlük kuramazlar. Golsüz geçen ilk 15 dakikanın ardından ilk yarı Eğitim Merkezi'nin 2-0 üstünlüğüyle tamamlanır. İlk yarının sonunda yenilen gollere sinirlenen takımımızın kalecisi Veli Metin, üzerindeki boyalı atleti çıkarır ve sinirli bir şekilde yere atar. O sırada maçı kenardan seyretmekte olan, kulübümüzün kurucu üyelerinden Mehmet Metin , olayı görerek hızla Veli Metin'in üzerine koşar ve şu unutulmaz cümleyi söyler: "O formanın şerefi var, yere atamazsın..." Maç 4-0 eğitim Merkezi'nin üstünlüğüyle tamamlanır ve Subaşı Gençlik Kulübü tarihinin ilk mağlubiyetini alır.    

İlerleyen yıllarda Kulüp, olanca imkânsızlıklara rağmen, sportif faaliyetlerine hızla devam eder. Öyle ki yapılacak bir maç öncesi futbol topu bulunamaz. Çare olarak Yalova'dan ödünç bir top alınır ve maçtan sonra geri götürülür. 60'lı yılların sonlarında, şu anki Subaşıspor Kulüp lokalinin olduğu arsa, futbol sahası olarak küçük gelmeye başladığından yeni bir saha arayışına girilir. Yarısı dut ve erik ağaçlarıyla dolu, diğer yarısı ise buğday bahçesi ve çalılıklardan ibaret olan şu anki düğün salonu ve parkın olduğu geniş alanın bir bölümü temizlenerek top sahasına dönüştürülür. Kulübün kurucusu Hilmi Hoca'nın tayini çıktığında ise, yerine işleri köyümüz öğretmenlerinden Mahmut Hoca ( Mahmut GÜRSU ) üstlenir.  

1970 yılında kulübün ilk kurucularının, görevlerini devretmek istemeleri üzerine kongre kararı alınır. Başlarda hiç kimse kulüp faaliyetlerini yürütmek için aday olmaz. Ömer Hoca, ( Ömrübek EKE ) bu ortamda kulübün kapanma aşamasına geldiğini belirterek Veli Metin'i çağırır, bu işleri üstlenmesini, yoksa kulübün kapanacağını belirtir. Veli Metin; İrfan Onat, Vehbi Öziş, İsmail Tunalı' yı da yanına alarak Subaşı Gençlik Kulübü için çalışmaya başlar. Kendilerine kooperatif binasında küçük bir oda tahsis edilir, kahvehaneden alınan bir kaç sandalye ve bir masayla kulüp odası oluşturulur. Yeni yönetim, kulüp kayıtlarının çok yetersiz olduğunu görerek başka kulüplerden kulüp kayıtlarının nasıl tutulduğunu öğrenmeye karar verirler. Böylece ilk defa resmi defterler tutulmaya başlanır. Kulübün en önemli gelir kaynağı ise düğün sahiplerinden alınan toprak bastı parasıdır. Tabi ki faaliyet gösteren her kurum gibi, SGK' ya da küçük de olsa bir gelir kaynağı gerekir ve bu kaynak zaman zaman zor uğraşlar ve hatta kavgalar sonucu alınır. Bu paranın alınamadığı 1976 yılında ise kulüp bir kez daha kapanma tehlikesiyle karşı karşıya gelir.  

KÖY TURNUVALARI 

Eğer Subaşı Spor Kulübü'nün bir tarihçesi yazılacaksa " KÖY TURNUVALARI " için ayrı bir başlık açılması gerektiğini düşünüyoruz.  

1980'li yılların başları, insanlar büyük şehirlerde,  siyasi ve ekonomik çöküş ortamı içerisinde büyük bir kaos ve kargaşayla birlikte, tedirgin ve mutsuz yaşıyorlar. Çoğunun gelecekle ilgili en olumlu bir beklentisi kalmamış, kimisi siyasi kavgaların içinde sürüklenmiş, kimisi büyük bir yoksulluk içerisinde yaşamaya çalışmaktadır. En önemlisi ise memlekette çok büyük bir güvensizlik ortamı kol gezmektedir. Herkesin birbirine şüphe ile baktığı bir ortamda, insanlar hayatlarının en zor devrelerini yaşarlar. İşte böyle bir ortamda, İzmit Körfezi'ne bir tepeden bakan küçük bir köy olan Subaşı'nın insanları, bütün bu olumsuzluklara inat o günlerde tüm ülkenin ihtiyacı olan arkadaşlık, dostluk, birlik ve beraberlikten esinlenilerek "Dostluk Turnuvası" adı altında bir futbol turnuvası düzenlemeye karar verirler. Bu ilk bakışta gerçekleşmesi çok zor gibi görünür. Çünkü ülkede bırakın sportif ve kültürel faaliyetin yapılamasını insanların yan yana bile gelemediği bir ortam mevcuttur. Üstelik dışarıdan bakıldığında iyi bir eğitim alamamış, farklı köylerden gelen insanların bir araya gelmesi, sonucu çok kötü olabilecek olaylara da neden olabilir. Ama hiç bir zaman korkulan olmaz. Subaşı Köyü'nün büyüklerinin önderliğindeki bu turnuvalar tam 10 yıl boyunca, çok büyük bir başarıyla organize edilir ve 70 li 80 li yıllarda doğan yeni nesile de futbolu sevdirerek günümüzde kulübümüzün ayakta kalmasına büyük katkı sağlarlar. Adına yaraşır bir şekilde, bu turnuvalar için Subaşı'na gelen civar köylerin insanları birbirleriyle dostluk içinde kaynaşarak, insanoğlunun bulduğu bu en zevkli oyunlardan birinin, futbolun tadını çıkarırlar. Aynı zamanda da birbirleriyle kaynaşarak dostluğu, centilmenliği, rekabeti öğrenirler. 

Dostluk Turnuvalarının temelleri 70'li yıllarda atılmıştır. Bu yıllarda bir araya gelen köy halkı, spor şenliği düzenler. Bu şenlikler kapsamında boks, güreş gibi alanlarda yarışmalar yapılır. Ayrıca şenlikler sadece sportif faaliyetlerle sınırlı kalmaz. Elma bayramları yapılır, folklor oyunları oynanır, halkın oluşturduğu müzik grupları konserler verirler.

1978 ve 79 yılında köy gençleri kendi aralarında futbol takımları oluşturarak bir turnuva düzenlerler. Daha sonra, başka köylerin takımlarıyla turnuva düzenleme fikri ilk defa ortaya atılır ve ilk turnuva 1980 yılında "Subaşı Dostluk Turnuvası" adı altında düzenlenir. Bu turnuvan, resmi kayıtlara göre Kocaeli bölgesinde başlayıp biten 3 turnuvadan birisi olur. Zamanla bir gelenek halini alan dostluk turnuvaları, her yönüyle futbol oynayan oynamayan, genç-yaşlı, kadın-erkek insanların büyük beğenisini toplar. Hatta yıllar sonra kendisi profesyonel liglerde de futbol oynamış olan turnuva takımlarından Tepeköy'ün unutulmaz kaptanı Yaşar,bu turnuvalardan aldığı haz ve heyecanı, başka hiç bir lig ve ya başka bir turnuvada alamadığını söyleyecektir.  

Futbolun çok sevildiği ve civardaki köylere oranla çok daha önce bir futbol takımı kuran Subaşı Gençlik Kulübü, bu turnuvalarda pek çok şampiyonluk kazanır. O başarıları tek tek anlatmaya kalksak sayfalar dolusu bir yazı yazmak zorunda kalırız. Ama turnuvaların en unutulmaz maçlarından birine burada değinmeden geçemeyeceğiz. 1986 yılında yapılan turnuvada, Subaşı ve Altınova tüm rakiplerini yenmiş, finale yükselmişlerdir. Final günü şu an düğün salonu ve parkın bulunduğu spor sahası, daha önce görülmemiş büyük bir seyirci topluluğuyla dolmuştur. Bir tarafta kadınlı erkekli, davullu zurnalı coşkulu Subaşı taraftarı, diğer tarafta ise çoğu traktörlerle gelmiş, aynı coşkuyu yaşayan Altınova taraftarı, futbol sahasının dört bir yanına toplanmıştır. ,

Altınovaspor ise, efendiliği ve futboluyla taraflı tarafsız herkesin beğenini kazanan kaptan Hikmet'in önderliğinde sahadadır. Maç büyük bir çekişmeye sahne olur. Subaşı, Cevat'a (Yılmaz) yapılan hareket sonucu kazanılan penaltıda Hasan'ın (Tunalı) golüyle 1-0 öne geçer. İkinci yarı başlar ve bu yarıda futbol sahalarında çok ender görülen bir golle Subaşı 2-0 öne geçer. Çok ender görülen bir gol diyoruz çünkü Subaşı kalecisi Ahmet'in (Denizli) yaptığı degaj, hiç kimseye değmeden ağlara gitmiştir. Maçı Subaşı 2-0 kazanır ve 1.'lik kupasını müzesini götürür. Maçı izleyenler ise geçen onca yıla rağmen bu maçı hala hatırlamakta ve gelecek nesillere anlatmaktadır.  

FEDERE OLMA SÜRECİ 

1987 yılında yapılan turnuva, şu an parkın olduğu futbol sahasında yapılan son turnuva olur. Burada yapılan düğün salonu, turnuvalara bir süre ara verilmesine neden olur. 1987 yılının solarına gelindiğinde eski futbol sahasına muhtarlık tarafından düğün salonu yapımının başlamasıyla artık Subaşı köyünde futbol oynanacak saha kalmamıştır. Şampiyonlukları kale arkasından top toplayarak izleyen yeni nesil gençler uzunca bir dönem herhangi bir müsabakaya katılamamış ve bu durumda kulübümüzün futbol açısından bir hayli geride kalmasına sebep olmuştur. 1991 yılında Karamürsel de ilk halı sahanın açılmasıyla birlikte düzenlenen turnuvaya kulübün kuruluş yıllarında olduğu gibi büyük imkânsızlıklarla ( Çoğu zaman tüm takımın aynı renk forma ve şortla bile sahada olamamıştı. ) hazırlanan köy gençleri rakiplerinin daha iyi imkânlara sahip olmasına rağmen turnuvaya katılan bütün takımları yenerek şampiyon olmayı başarmış ve sonraki yıllarda gelecek başarıların ve takımlarında iskeletini oluşturmuştur.

Bu yıllarda kulübümüz mali bir kriz içerisine girmiş lokal kapanmış ve turnuvalar yapılamamış zaman zaman Tokmak köyünde yapılan turnuvalara katılınsa da uzunca bir dönem faaliyet yapılamamıştır. Lokalin kapanması zaten geliri olmayan kulübümüzü oldukça güç durumda bırakmıştır. Çerçeveleri dökülmüş virane bir şekilde kalan lokal yine köy gençlerinin katkısıyla ve el birliğiyle 1992 yılında tekrar faaliyete geçirilmesi ile birlikte hem kulübümüze gelir getirmiş hem de gençlerimize güzel bir mekan sağlanmıştır.

Subaşı 1992 yılına kadar Kocaeli İli Karamürsel ilçesine bağlı bir köy iken 1990 nüfus sayımında nüfusu 2034 olarak sayılması üzerine 1992 yılında belediye olmasına karar verilmiştir. Bu dönemde gençlerin de bastırmasıyla, Karamürsel'den getirilen iş makineleriyle eski futbol sahasının alt tarafındaki çalılık alan temizlenir ve nizami ölçülere çok yakın olan şu anki futbol sahası yapılır. İleriki yıllarda tribünler ve soyunma odaları ile birlikte sahanın aydınlatmaları da tamamlanacaktır. Aynı yıl bu sahada yeni bir dostluk turnuvası düzenlenir.  

Daha önce köy turnuvalarına gelen bazı takımlar amatör kümelerde oynamaya başlamıştır. Artık kaçınılmaz hale gelen federe olma süreci, bu yıl başlar. 1994 yılında Abdullah Saatçioğlu başkanlığındaki kulüp resmen federe olur ve Subaşı Spor Kulübü adını alır. Kulübün resmi renkleri ise eflatun-kırmızı-beyaz olarak federasyona tescil ettirilir.  

Artık yeni bir dönem başlamıştır. Takım Karamürsel Amatör liglerinde, çok daha farklı ve güçlü takımlarla ve daha farklı bir anlayışla mücadele verecektir. Subaşı Spor Kulübü, 1995-1996 sezonunda ilk defa amatör liglere Bir Genç ve bir A takımı ile katılır. Amatörün İlk yılında iki takım da, yabancısı olduğu kendi liglerinde iyi mücadele ederler. Bir sonraki yıl ise Genç takım, hiç kimsenin beklemediği bir şekilde Karamürsel spor'un yer aldığı gurubu yenilgisiz tamamlar ve şampiyon olur. Aynı yıl, A takım başarılı bir dönem geçirir ve takımımızın halen kaptanlığını yapan Mahmut (Kara) ligin gol kralı olur.

1995 yılı bir başka önemli gelişmeye de sahne olur. Bu yıl Yalova'nın il olmasıyla Subaşı Beldesi Yalova'ya bağlanır. Subaşıspor için ise artık Karamürsel dönemi kapanmış, Yalova sayfası açılmıştır. İlk yıllar, nispeten  daha iyi futbol oynayan takımların yer aldığı Yalova amatör liginde kulüp bir hayli bocalar. Başarısız bir dönem geçirir. Artık, gençlerin ilgi alanları da geçen zamanla birlikte çeşitlenmiş ve bir zamanlar 4 takımla turnuvalara katılan Subaşı, futbolcu sıkıntısı çeker olmuştur. Dışarıdan getirilen futbolcular da çare olmaz ve kulüp yönetimi 1998-1999 yılında A takımını fesih ederek, liglere sadece Genç takımla katılmaya karar verir.  Gençlere yapılan bu yatırım kısa sürede meyvelerini verir. Bütün takımların kolay takım olarak gördüğü Subaşıspor, Yalova 2. kümede rakiplerini birer birer devirerek şampiyon olur. Ama en önemlisi, daha sonraki yıllar için büyük bir temel atılmıştır.  

1999-2000 yılında deprem felaketi nedeniyle A takımlar düzeyinde 1. Amatör küme iptal edilmiştir. Yalova Amatör Liginde oynayan futbolcuların birçoğu, 2. Amatör Kümede mücadele edecektir.  Subaşı A takımı ise bir önceki yıl şampiyon olan genç takımın üzerine Ender, Mahmut, Kemal, Ersal gibi tecrübeli isimleri katmış, Veli Metin'i teknik direktörlüğe getirerek çalışmalarına sessiz sedasız başlamıştır.

Takım lige farklı Kurtköy yenilgisi ile başlar. Herkes de soru işaretleri oluşmuştur. Fakat takım kısa zamanda toparlanır, rakiplerini bir bir devirmeye başlar. Sezonun son haftasına gelinmiştir. Yalova Amatör Liglerinde daha önce hiç olmamış ve bir daha da belki hiçbir zaman olmayacak müthiş bir şampiyonluk mücadelesi vardır. Fikstüre göre son hafta lider Subaşı ikinci Doğuş spor ile üçüncü Çiftlikköy ise dördüncü sıradaki Ortaburun ile oynayacaktır. Üstelik ilk üç takım birer puanla sıralanmaktadır. Çiftlikköy yan sahada Ortaburun'u rahat yenerken, Yalova Amatör 1. sahada Subaşıspor Doğuş spor karşısında son dakikaya 1-0 yenik girmiştir. Bu sonuçla Çiftlikköy ve Doğuş spor 1. Amatöre çıkacaktır. Fakat son dakikada Ahmet'in (Kara) bulduğu gol Subaşıspor' u Birinci Amatöre çıkartır. Bu kulüp tarihinin en büyük başarılarından biridir.  Bir sonraki yıl, pek çok takımın paralar harcayarak takımlar kurduğu 1. Amatör Kümede, Subaşıspor aynı başarıyı göstererek play-off'lara yükselir. 14-16 Yaş Genç takım ise Yalova 3.sü olur. 2005 yılında ilk defa kulübün sahasında amatör maçlar oynanmaya başlar ve bugünlere gelinir...  

Subaşı Spor Kulübü, günümüze gelindiğinde kısıtlı gelir durumuna rağmen, bu işi yapmaya gönüllü insanların çabalarıyla hala faaliyetlerine devam etmektedir. Ve hiç şüphesiz yukarıda sadece bir özetini verebildiğimiz böylesine büyük bir tarihe sahip bu kulüp, gelecekte de aynen ilk kuruluş amacında belirtildiği gibi, gençlerin spor yapmalarını sağlamaya devam edecektir.  

Katkılarından dolayı Veli Metin e teşekkür ederiz.

Ayrıca bilgilere katkı yapmak isteyen olursa değerlendirilecektir.

Görüntülenme:


Subaşı Spor Kulübü Resmi İnternet Sitesi
www.subasispor.org.tr'de bulunan yazılı ve görsel içerikler izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.