SUBAŞISPOR TARİHİ
KURULUŞ
Subaşıspor' un
ilk kuruluş yıllarına doğru gittiğimizde karşımıza ilk Hilmi Uşar
ismi çıkar. Hilmi Uşar, 1962 yılında Subaşı Köyü'nde görev yapmaya
başlayan bir ilkokul öğretmenidir...
O yıllarda köyde
yapılan tek spor faaliyeti, şu an Tarım Kredi Kooperatifi'nin bulunduğu yerin
arka tarafındaki boş arsada gençlerin yaptığı voleybol maçları. Muhtar Kâtip
Hüseyin, kooperatife bir kütüphane kurar ve burada özellikle kahvehaneye
giremeyen gençlerin kitap okumaya yönelmelerini sağlamaya çalışır. Köydeki bu
genç nüfus potansiyelini gören Hilmi Uşar, bir kulüp çatısı altında gençleri
toparlama fikrini ilk defa ortaya atar ve çoğunlukla öğretmenlerden oluşan ilk
yönetim kurulunu 1963 yılında toplar. Hilmi Uşar' ın önderliğindeki ilk
yönetim kurulu, (Hilmi UŞAR,
Mahmut
GÜRSU
, Ömrübek EKE, Nuri TOPAL, Eşref KIRAY, Nevzat UÇAR,
Hikmet YAKA, Ramazan TÜREDİ, Mustafa TÜREDİ,
Mustafa KENAR
, Recep
ULUTAŞ, Mahmut ŞEN,
Mehmet
METİN
, Niyazi ÖZTOP, Aziz BİRGİN. ) Kulübün
kuruluş amacını şu şekilde belirler: Köydeki gençlerin kahvehane ve zararlı
alışkanlıklardan uzaklaştırılarak, spor yapmalarını ve bir kulüp çatısı altında
eğitim almalarını sağlamak. Bu amaç altında, Subaşı Spor Kulübü 2 Aralık 1963
tarihinde "SUBAŞI GENÇLİK KULÜBÜ" adı altında resmen kurulur.
Kulübün ilk
başkanı, ilk antrenörü ve ilk takım kaptanı Hilmi Uşar; özellikle daha önce
yaşadığı İstanbul / Bakırköy'de yakından ilgilendiği futbol takımı gibi bir
futbol takımı yaratmak için kolları sıvar. Bakırköy'deki bir semt takımının
renklerinden esinlenerek, halen resmi renkler olan Eflatun ile Kırmızı (Daha
sonra buna beyaz da eklenecektir), kulübün renkleri olarak kabul edilir.
Kulübün ilk forması ise; kulüp yöneticilerinden öğretmen Ömrübek Eke' nin kızı
tarafından dikilen, 15 adet şort ve meşhur boyalı atletlerdir. Kulübün ilk idman sahası, şu
an Subaşı Spor Kulübü Lokali'nin bulunduğu boş arazi olarak belirlenir. Gençler
burada, antrenör Hilmi Uşar yönetiminde genellikle akşamları ay ışığında, neden
yaptıklarını bile bilmeden koşmaya başlarlar. Bakırköy'den getirilen (daha çok
bir balona benzeyen) bağcıklı top ise, kulübün ilk futbol topu olur. Gençler
böylece yavaş yavaş bir araya getirilir ve futbolun nasıl oynandığı yavaş yavaş
kendilerine öğretilir. Böylelikle bölgede yer alan köylerin içinde, ilk defa
spor yapma amacıyla bir ekip kurulmuş olur.
Çalışmalarını
büyük bir istek ve aşkla sürdüren Subaşı’ lı gençler, mevcut yönetimin
girişimleriyle ilk defa başka bir rakiple maç yapmak üzere bir araya
gelirler. İlk rakibin adı Taşköprü ve maçın oynanacağı yer, şu an ki
Taşköprü Askeri Havaalanı'nın bulunduğu geniş düzlüktür. Elimizde bulunan en
eski fotoğraf, işte bu maçtan önce elinde fotoğraf makinesi olan tek kişi,
Ahmet Metin
tarafından
çekilir.
Diğer fotoğraflar için tıklayınız.
Maçı Subaşı; 3–0
kazanır. Bu maç aynı zamanda ilk zafer olarak tarihteki yerini almıştır.
O yıllarda
çevrede kurulmuş futbol takımlarına bakıldığında, Yalova'da sadece 3 takım
olduğu görülüyor: Coşkunspor, Esnafspor ve Gazi Osman Paşa. Altınova Spor
Kulübü' de 1965'te kurulur. İmkânsızlıklar nedeniyle Yalova gibi yerlere gitmek
zor olduğundan Subaşıspor, maç yapmak için takım bulma sıkıntısına düşer. Bu
yıllarda birkaç kez Karamürsel'de Barbaros spor’la, bir kaç kez de İstanbul'dan
gelen bazı takımlarla maç yapılmıştır.
Subaşı Gençlik
Kulübü, ilk ciddi maçını ise Eğitim Merkezi ile yapar. Amerikan üssü olarak
kurulan Eğitim merkezi, zamanın şüphesiz en güçlü kadrolarından birine
sahiptir. Öyle ki Galatasaray Fenerbahçe bile hazırlık maçları yapmak üzere bir
kaç defa buraya gelmişlerdir. Sahip olduğu tesisler de zamanın imkânlarının çok
üzerindedir. Kadrolarında genç milli takıma seçilmiş 2 futbolcu ve çok
yetenekli bir de Alman sol açıkları vardır. Eğitim Merkezi, 1966 yılının Şubat
ayında Subaşı Köyü'ne haber göndererek, burada bir spor kulübünün kurulduğunu
öğrendiklerini, köyün gençlerinin futbol konusunda çok hevesli ve yetenekli
olduklarını duyduklarını ve kendileriyle maç yapmak istediklerini bildirirler.
Ve hatta arabayı da kendilerinin tahsis edeceklerini ekleyip, maç gününü
belirlerler.. Bu haber, küçük bir köy için çok büyük bir gurur
kaynağıdır.
Maç saati
geldiğinde, Subaşı’ lı gençler meşhur boyalı atletleri ve şortlarıyla maç için
hazırdır. Rakip, futbolu yeni yeni öğrenen bir köy takımı için çok ama çok
güçlüdür... Maç başlar ve gerçekten de Eğitim Merkezi maç boyunca üstün oynar.
Ama beklendiği gibi asla Subaşı’na karşı ezici bir üstünlük kuramazlar. Golsüz
geçen ilk 15 dakikanın ardından ilk yarı Eğitim Merkezi'nin 2–0 üstünlüğüyle
tamamlanır. İlk yarının sonunda yenilen gollere sinirlenen takımımızın kalecisi
Veli Metin, üzerindeki boyalı atleti çıkarır ve sinirli bir şekilde yere atar.
O sırada maçı kenardan seyretmekte olan, kulübümüzün kurucu üyelerinden
Mehmet Metin
, olayı görerek
hızla Veli Metin'in üzerine koşar ve şu unutulmaz cümleyi söyler: "O
formanın şerefi var, yere atamazsın..." Maç 4–0 eğitim Merkezi'nin
üstünlüğüyle tamamlanır ve Subaşı Gençlik Kulübü tarihinin ilk mağlubiyetini
alır.
İlerleyen
yıllarda Kulüp, olanca imkânsızlıklara rağmen, sportif faaliyetlerine hızla
devam eder. Öyle ki yapılacak bir maç öncesi futbol topu bulunamaz. Çare olarak
Yalova'dan ödünç bir top alınır ve maçtan sonra geri götürülür. 60'lı yılların
sonlarında, şu anki Subaşıspor Kulüp lokalinin olduğu arsa, futbol sahası
olarak küçük gelmeye başladığından yeni bir saha arayışına girilir. Yarısı dut
ve erik ağaçlarıyla dolu, diğer yarısı ise buğday bahçesi ve çalılıklardan
ibaret olan şu anki düğün salonu ve parkın olduğu geniş alanın bir bölümü
temizlenerek top sahasına dönüştürülür. Kulübün kurucusu Hilmi Hoca'nın tayini
çıktığında ise, yerine işleri köyümüz öğretmenlerinden Mahmut Hoca (
Mahmut GÜRSU
) üstlenir.
1970 yılında
kulübün ilk kurucularının, görevlerini devretmek istemeleri üzerine kongre
kararı alınır. Başlarda hiç kimse kulüp faaliyetlerini yürütmek için aday
olmaz. Ömer Hoca, ( Ömrübek EKE ) bu ortamda kulübün kapanma aşamasına
geldiğini belirterek Veli Metin'i çağırır, bu işleri üstlenmesini, yoksa
kulübün kapanacağını belirtir. Veli Metin; İrfan Onat, Vehbi Öziş, İsmail
Tunalı' yı da yanına alarak Subaşı Gençlik Kulübü için çalışmaya başlar.
Kendilerine kooperatif binasında küçük bir oda tahsis edilir, kahvehaneden
alınan bir kaç sandalye ve bir masayla kulüp odası oluşturulur. Yeni yönetim,
kulüp kayıtlarının çok yetersiz olduğunu görerek başka kulüplerden kulüp
kayıtlarının nasıl tutulduğunu öğrenmeye karar verirler. Böylece ilk defa resmi
defterler tutulmaya başlanır. Kulübün en önemli gelir kaynağı ise düğün
sahiplerinden alınan toprak bastı parasıdır. Tabi ki faaliyet gösteren her
kurum gibi, SGK’ ya da küçük de olsa bir gelir kaynağı gerekir ve bu kaynak
zaman zaman zor uğraşlar ve hatta kavgalar sonucu alınır. Bu paranın
alınamadığı 1976 yılında ise kulüp bir kez daha kapanma tehlikesiyle karşı
karşıya gelir.
KÖY
TURNUVALARI
Eğer Subaşı Spor
Kulübü'nün bir tarihçesi yazılacaksa " KÖY TURNUVALARI" için ayrı bir
başlık açılması gerektiğini düşünüyoruz.
1980'li yılların
başları, insanlar büyük şehirlerde, siyasi ve ekonomik çöküş ortamı
içerisinde büyük bir kaos ve kargaşayla birlikte, tedirgin ve mutsuz
yaşıyorlar. Çoğunun gelecekle ilgili en olumlu bir beklentisi kalmamış, kimisi siyasi
kavgaların içinde sürüklenmiş, kimisi büyük bir yoksulluk içerisinde yaşamaya
çalışmaktadır. En önemlisi ise memlekette çok büyük bir güvensizlik ortamı kol
gezmektedir. Herkesin birbirine şüphe ile baktığı bir ortamda, insanlar
hayatlarının en zor devrelerini yaşarlar. İşte böyle bir ortamda, İzmit
Körfezi'ne bir tepeden bakan küçük bir köy olan Subaşı'nın insanları, bütün bu
olumsuzluklara inat o günlerde tüm ülkenin ihtiyacı olan arkadaşlık, dostluk,
birlik ve beraberlikten esinlenilerek "Dostluk Turnuvası" adı altında
bir futbol turnuvası düzenlemeye karar verirler. Bu ilk bakışta gerçekleşmesi
çok zor gibi görünür. Çünkü ülkede bırakın sportif ve kültürel faaliyetin
yapılamasını insanların yan yana bile gelemediği bir ortam mevcuttur. Üstelik
dışarıdan bakıldığında iyi bir eğitim alamamış, farklı köylerden gelen
insanların bir araya gelmesi, sonucu çok kötü olabilecek olaylara da neden
olabilir. Ama hiç bir zaman korkulan olmaz. Subaşı Köyü'nün büyüklerinin
önderliğindeki bu turnuvalar tam 10 yıl boyunca, çok büyük bir başarıyla
organize edilir ve 70 li 80 li yıllarda doğan yeni nesile de futbolu sevdirerek
günümüzde kulübümüzün ayakta kalmasına büyük katkı sağlarlar. Adına yaraşır bir
şekilde, bu turnuvalar için Subaşı’na gelen civar köylerin insanları
birbirleriyle dostluk içinde kaynaşarak, insanoğlunun bulduğu bu en zevkli
oyunlardan birinin, futbolun tadını çıkarırlar. Aynı zamanda da birbirleriyle
kaynaşarak dostluğu, centilmenliği, rekabeti öğrenirler.
Dostluk
Turnuvalarının temelleri 70'li yıllarda atılmıştır. Bu yıllarda bir araya gelen
köy halkı, spor şenliği düzenler. Bu şenlikler kapsamında boks, güreş gibi
alanlarda yarışmalar yapılır. Ayrıca şenlikler sadece sportif faaliyetlerle
sınırlı kalmaz. Elma bayramları yapılır, folklor oyunları oynanır, halkın
oluşturduğu müzik grupları konserler verirler.
1978 ve 79
yılında köy gençleri kendi aralarında futbol takımları oluşturarak bir turnuva
düzenlerler. Daha sonra, başka köylerin takımlarıyla turnuva düzenleme fikri
ilk defa ortaya atılır ve ilk turnuva 1980 yılında "Subaşı Dostluk
Turnuvası" adı altında düzenlenir. Bu turnuvan, resmi kayıtlara göre
Kocaeli bölgesinde başlayıp biten 3 turnuvadan birisi olur. Zamanla bir gelenek
halini alan dostluk turnuvaları, her yönüyle futbol oynayan oynamayan,
genç-yaşlı, kadın-erkek insanların büyük beğenisini toplar. Hatta yıllar sonra
kendisi profesyonel liglerde de futbol oynamış olan turnuva takımlarından
Tepeköy'ün unutulmaz kaptanı Yaşar, bu turnuvalardan aldığı haz ve heyecanı, başka hiç
bir lig ve ya başka bir turnuvada alamadığını söyleyecektir.
Futbolun çok
sevildiği ve civardaki köylere oranla çok daha önce bir futbol takımı kuran
Subaşı Gençlik Kulübü, bu turnuvalarda pek çok şampiyonluk kazanır. O
başarıları tek tek anlatmaya kalksak sayfalar dolusu bir yazı yazmak zorunda
kalırız. Ama turnuvaların en unutulmaz maçlarından birine burada değinmeden
geçemeyeceğiz. 1986 yılında
yapılan turnuvada, Subaşı ve Altınova tüm rakiplerini yenmiş, finale
yükselmişlerdir. Final günü şu an düğün salonu ve parkın bulunduğu spor sahası,
daha önce görülmemiş büyük bir seyirci topluluğuyla dolmuştur. Bir tarafta
kadınlı erkekli, davullu zurnalı coşkulu Subaşı taraftarı, diğer tarafta ise
çoğu traktörlerle gelmiş, aynı coşkuyu yaşayan Altınova taraftarı, futbol
sahasının dört bir yanına toplanmıştır. ,
.jpg)
Altınovaspor ise,
efendiliği ve futboluyla taraflı tarafsız herkesin beğenini kazanan kaptan
Hikmet'in önderliğinde sahadadır. Maç büyük bir çekişmeye sahne
olur. Subaşı, Cevat'a (Yılmaz) yapılan hareket sonucu kazanılan penaltıda Hasan'ın
(Tunalı) golüyle 1–0 öne geçer. İkinci yarı başlar ve bu yarıda futbol
sahalarında çok ender görülen bir golle Subaşı 2–0 öne geçer. Çok ender görülen
bir gol diyoruz çünkü Subaşı kalecisi Ahmet'in (Denizli) yaptığı degaj, hiç
kimseye değmeden ağlara gitmiştir. Maçı Subaşı 2–0 kazanır ve 1.'lik kupasını
müzesini götürür. Maçı izleyenler ise geçen onca yıla rağmen bu maçı hala hatırlamakta
ve gelecek nesillere anlatmaktadır.
FEDERE OLMA
SÜRECİ
1987 yılında yapılan turnuva, şu an parkın olduğu futbol
sahasında yapılan son turnuva olur. Burada yapılan düğün salonu, turnuvalara
bir süre ara verilmesine neden olur. 1987 yılının solarına
gelindiğinde eski futbol sahasına muhtarlık tarafından düğün salonu yapımının
başlamasıyla artık Subaşı köyünde futbol oynanacak saha kalmamıştır.
Şampiyonlukları kale arkasından top toplayarak izleyen yeni nesil gençler
uzunca bir dönem herhangi bir müsabakaya katılamamış ve bu durumda kulübümüzün
futbol açısından bir hayli geride kalmasına sebep olmuştur. 1991 yılında
Karamürsel de ilk halı sahanın açılmasıyla birlikte düzenlenen turnuvaya
kulübün kuruluş yıllarında olduğu gibi büyük imkânsızlıklarla ( Çoğu zaman tüm
takımın aynı renk forma ve şortla bile sahada olamamıştı. ) hazırlanan köy
gençleri rakiplerinin daha iyi imkânlara sahip olmasına rağmen turnuvaya
katılan bütün takımları yenerek şampiyon olmayı başarmış ve sonraki yıllarda
gelecek başarıların ve takımlarında iskeletini oluşturmuştur.
Bu
yıllarda kulübümüz mali bir kriz içerisine girmiş lokal kapanmış ve turnuvalar
yapılamamış zaman zaman Tokmak köyünde yapılan turnuvalara katılınsa da uzunca
bir dönem faaliyet yapılamamıştır. Lokalin kapanması zaten geliri olmayan
kulübümüzü oldukça güç durumda bırakmıştır. Çerçeveleri dökülmüş virane bir
şekilde kalan lokal yine köy gençlerinin katkısıyla ve el birliğiyle 1992
yılında tekrar faaliyete geçirilmesi ile birlikte hem kulübümüze gelir getirmiş
hem de gençlerimize güzel bir mekan sağlanmıştır.
Subaşı 1992 yılına kadar Kocaeli İli Karamürsel ilçesine bağlı bir köy iken 1990 nüfus sayımında nüfusu 2034 olarak sayılması üzerine 1992 yılında belediye olmasına karar verilmiştir. Bu dönemde gençlerin de bastırmasıyla,
Karamürsel'den getirilen iş makineleriyle eski futbol sahasının alt tarafındaki
çalılık alan temizlenir ve nizami ölçülere çok yakın olan şu anki futbol sahası
yapılır. İleriki yıllarda tribünler ve soyunma odaları ile birlikte sahanın
aydınlatmaları da tamamlanacaktır. Aynı yıl bu sahada yeni bir dostluk
turnuvası düzenlenir.
Daha önce köy turnuvalarına gelen bazı
takımlar amatör kümelerde oynamaya başlamıştır. Artık kaçınılmaz hale gelen
federe olma süreci, bu yıl başlar. 1994 yılında Abdullah Saatçioğlu
başkanlığındaki kulüp resmen federe olur ve Subaşı Spor Kulübü adını alır.
Kulübün resmi renkleri ise eflatun-kırmızı-beyaz olarak federasyona tescil
ettirilir.
Artık yeni bir
dönem başlamıştır. Takım Karamürsel Amatör liglerinde, çok daha farklı ve güçlü
takımlarla ve daha farklı bir anlayışla mücadele verecektir. Subaşı Spor
Kulübü, 1995–1996 sezonunda ilk defa amatör liglere Bir Genç ve bir A takımı
ile katılır. Amatörün İlk yılında iki takım da, yabancısı olduğu kendi
liglerinde iyi mücadele ederler. Bir sonraki yıl ise Genç takım, hiç kimsenin
beklemediği bir şekilde Karamürsel spor’un yer aldığı gurubu yenilgisiz
tamamlar ve şampiyon olur. Aynı yıl, A takım başarılı bir dönem geçirir ve
takımımızın halen kaptanlığını yapan Mahmut (Kara) ligin gol kralı olur.
.jpg)
1995 yılı bir başka önemli gelişmeye de sahne olur.
Bu yıl Yalova'nın il olmasıyla Subaşı Beldesi Yalova'ya bağlanır. Subaşıspor
için ise artık Karamürsel dönemi kapanmış, Yalova sayfası açılmıştır. İlk
yıllar, nispeten daha iyi futbol oynayan takımların yer aldığı Yalova
amatör liginde kulüp bir hayli bocalar. Başarısız bir dönem geçirir. Artık,
gençlerin ilgi alanları da geçen zamanla birlikte çeşitlenmiş ve bir zamanlar 4
takımla turnuvalara katılan Subaşı, futbolcu sıkıntısı çeker olmuştur.
Dışarıdan getirilen futbolcular da çare olmaz ve kulüp yönetimi 1998–1999
yılında A takımını fesih ederek, liglere sadece Genç takımla katılmaya karar
verir. Gençlere yapılan bu yatırım kısa sürede meyvelerini verir. Bütün
takımların kolay takım olarak gördüğü Subaşıspor, Yalova 2. kümede rakiplerini
birer birer devirerek şampiyon olur. Ama en önemlisi, daha sonraki yıllar için
büyük bir temel atılmıştır.
1999–2000 yılında
deprem felaketi nedeniyle A takımlar düzeyinde 1. Amatör küme iptal edilmiştir.
Yalova Amatör Liginde oynayan futbolcuların birçoğu, 2. Amatör Kümede mücadele
edecektir. Subaşı A takımı ise bir önceki yıl şampiyon olan genç takımın
üzerine Ender, Mahmut, Kemal, Ersal gibi tecrübeli isimleri katmış, Veli
Metin'i teknik direktörlüğe getirerek çalışmalarına sessiz sedasız başlamıştır.
Takım lige farklı
Kurtköy yenilgisi ile başlar. Herkes de soru işaretleri oluşmuştur. Fakat takım
kısa zamanda toparlanır, rakiplerini bir bir devirmeye başlar. Sezonun son
haftasına gelinmiştir. Yalova Amatör Liglerinde daha önce hiç olmamış ve bir
daha da belki hiçbir zaman olmayacak müthiş bir şampiyonluk mücadelesi vardır.
Fikstüre göre son hafta lider Subaşı ikinci Doğuş spor ile üçüncü Çiftlikköy
ise dördüncü sıradaki Ortaburun ile oynayacaktır. Üstelik ilk üç takım birer
puanla sıralanmaktadır. Çiftlikköy yan sahada Ortaburun'u rahat yenerken,
Yalova Amatör 1. sahada Subaşıspor Doğuş spor karşısında son dakikaya 1-0 yenik
girmiştir. Bu sonuçla Çiftlikköy ve Doğuş spor 1. Amatöre çıkacaktır. Fakat son
dakikada Ahmet'in (Kara) bulduğu gol Subaşıspor' u Birinci Amatöre çıkartır. Bu
kulüp tarihinin en büyük başarılarından biridir. Bir sonraki yıl, pek çok
takımın paralar harcayarak takımlar kurduğu 1. Amatör Kümede, Subaşıspor aynı
başarıyı göstererek play-off'lara yükselir. 14–16 Yaş Genç takım ise Yalova
3.sü olur. 2005 yılında ilk defa kulübün sahasında amatör maçlar oynanmaya
başlar ve bugünlere gelinir...
Subaşı Spor
kulübü, günümüze gelindiğinde kısıtlı gelir durumuna rağmen, bu işi yapmaya
gönüllü insanların çabalarıyla hala faaliyetlerine devam etmektedir. Ve hiç
şüphesiz yukarıda sadece bir özetini verebildiğimiz böylesine büyük bir tarihe
sahip bu kulüp, gelecekte de aynen ilk kuruluş amacında belirtildiği gibi,
gençlerin spor yapmalarını sağlamaya devam edecektir.
Katkılarından dolayı Veli Metin e teşekkür ederiz.
Ayrıca bilgilere katkı yapmak isteyen olursa değerlendirilecektir.